Belediye şirketlerinde varlık gösteren mühendis, mimar ve tekniker gibi unvana haiz işçi statüsündeki teknik personellerin çalışma prensipleri, kamu yararını gözetmek ve mesleki etik kurallarına uygun hareket etmektir. Bu teknik personeller, belediyelerin hizmet alanlarında teknik bilgi ve tecrübeleri ile katkıda bulunmakta olup projelerin planlanması, uygulanması ve denetiminde aktif rol almaktadırlar. Bilindiği üzere Orman Mühendisleri de diğer teknik personeller gibi belediyelerin Park ve Bahçeler, Etüd Proje, Kırsal Kalkınma vb gibi birimlerinde işgücüne katılan meslek mensuplarıdır. Bu bağlamda, günümüzde belediyelerin kurduğu mahiyeti kamu olan şirketlerde çalışan Mühendis ve Mimar gibi teknik personeller işçi statüsünde 4857 sayılı iş kanununa tabi olarak çalıştırılmaktadır.
Oysa, 2017 yılında Resmi Gazetede yayımlanan 696 sayılı KHK öncesinde taşeron işçiliğin sonlandırılacağı, tüm kesimlerin güvenceli bir yaşama adım attırılacağı ifade ediliyordu. Günümüzde, iş barışı ve gelir adaleti kavramlarına aykırı görüntü veren bu durumda; aynı işi yapan memur bir teknik çalışanla belediye şirket mühendis ve mimarları arasında dağlar kadar fark olduğu ilgili tüm kesimlerin malumudur. Birçok iş ve işlemde imzacı ve icracı olan, mahiyeti kamu olan iş yerlerinde kamu mühendisi ve mimarı gibi işlenen belediye şirket mühendis ve mimarlarının bu durumu, yukarıda belirttiğimiz gibi adalet kavramına sığmayan durum olarak 8 yılı aşkın süredir varlığını korumaktadır. Kısaca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna tabi olarak çalışan teknik personellerle aynı işi yapıp imzacı ve icracı konumda olan Belediye Şirket Mühendis ve Mimarları, kamu personeli özlük haklarından istifade edemiyor olup gelir konusunda kamu mühendislerinin çokça gerisinde kalmış vaziyettedir.
Anayasanın 49, 55 ve 128. maddeleri ışığında; kamuda işgücüne katılan Belediye Şirket Mühendis ve Mimarlarının, Kamu Mühendisleri gibi özlük haklarına ve yan yardımlara haiz olabilmeleri, işte, rütbede, gelirde adaleti sağlayabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları statüsüne geçirilmesinin gerekliliğini bir de biz ifade etmek istedik. Aynı işi yapan aynı meslek grubundan farklı statüde işgücüne kazandırılmış personellerin aynı çatı altında varlık göstermesi adalet duygusundan kopmuş bireyleri topluma karıştırmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle, TBMM gündemine getirmek üzere kanaat önderlerince gerekli çalışmaların yapılmasını, çalışma hayatındaki bu kangrenin ortadan kaldırılmasını sabırsızlıkla bekleyen kalabalığın olduğunu hatırlatır lehte haberlerin en kısa sürede güncemize düşmesini dileriz.
Share this content:










